YAŞAM, DÜŞÜNCE ve ŞİDDET

Köşe Yazıları Haber Girişi : 26 Ağustos 2021 23:44
Tarih boyunca verilen tüm mücadeleler yapılan haksızlıklara karşı daha iyi bir yaşam kurmak için verilmiştir.

Bir Tayyar Özbey görseli olabilir

pasinler belediyesi

Tarih boyunca verilen tüm mücadeleler yapılan haksızlıklara karşı daha iyi bir yaşam kurmak için verilmiştir. Bu mücadeleler verilirken insanlar çok acılar çekmiştir. Şiddete maruz kalan, baskılanan her düşünce ve yaşam, karşıtını yarattığı gibi birlikte mücadele etme ruhunuda geliştirmiştir. Bu mücadele ve direniş çok kanlı olayların yaşanmasına, aynı zamanda tarihsel çözümleri olan sonuçları doğurmuştur. Toplumun yaşadığı bu sorunlar toplumsal duyarlılığı artırdığı gibi mücadeleyle kazanılmış haklarını koruma bilincini geliştirmiştir. 
Düşüncelerin rahat ifade edilmediği, fikir ve ideolojilerin konuşulmadığı baskılandığı ortamlarda şiddet tüm benliğe hükmeder. Düşünce ve fikirler, şiddet sarmalında etkisiz kalır.
Bu sebepledir ki tarih boyunca tüm iktidarlar fikirle, düşünceyle topluma kabul ettiremediği düşüncelerini şiddet ortamını yaratarak, toplumu baskılayarak; fikir ve düşüncelerin etkisini minimize ederek değersizleştirir. Ve oluşturmak istediği düzenlerini böyle bir ortamda kurmaya çalışırlar.
Şiddet ve kaotik ortamda medyayı aracı güç olarak kullanarak toplumsal algı yaratırlar. Yaratılan bu algıyla birlikte düzenini oluşturlar. Böylece hedeflerine bu kaotik ortamda ulaşmış olurlar.
Hedeflerine ulaşıldığı sanılan böyle bir ortamda kendisi gibi düşünmeyen toplumun farklı kesimlerini oluşturmaya çalıştığı şiddet sarmalının bir parçası olmaya zorlarlar.  Farklı düşünce ve algıları olan sesleri ihanet ve oyun bozanlık olarak yaftalarlar. Politikalarının karşıtı olan kitleleri hedef göstererek baskılar. Koro gibi tek sesliliğin olduğu bir ortamı yaratmaya çalışırlar.
Oluşturulmaya çalışılan bu baskı ve şiddet sarmalı iktidarları kısa süreli ve geçici olarak hedeflerine ulaşmasını sağlasa da asla uzun süreli bir çözüm olamaz. Çünkü böylesi ortamlarda toplum gerilir. Gerilen toplumun ekonomik, düşünsel ve siyasal üretkenliği her haliyle azalır. Toplumsal bağ zayıflar, doku zedelenir, toplumun farklı kesimleri bunu fırsat bilip bir diğerinin üzerine baskının aracı olarak kullanır. Toplum içinden çıkılmaz şiddet sarmalında kendini bulur. Acılar ve gözyaşı çoğalır, çatışmalar artar. İnsan yaşamı değersizleşir. Senegalli Mbaye Faye'nin dediği gibi ''çatışmaların ilk kurbanı güvendir.'' sözü güvensiz bir ortamın yaratılmasına ve o zeminin oluşmasına sebep olur. Toplumsal çözülmeler ondan sonra başlar.
Toplumda hümanizm biter. İnsanlık yok olur, bencilik başlar. Değer yaratımı son bulur. Tüm enerjiler boş boğuşmalara sarf edilerek kaynaklar tüketilir. Fakirleşme ve çoraklaşma başlar. İnsanlığın üretimi ve yaratım değerleri yok olur. Toplumsal çözülmeler başlar. Çözülmelerin başlamasıyla birlikte konuşmalar ve fikirler anlamsızlaşır. Haklı olmanız hiç bir şeyi değiştirmez, yaşam değersiz bir hale gelir.
UMUT ve SEVGİ yok olur, insani bağlar zayıflar, güzellikler kaybolur ve en önemlisi insanlık büyük yara alır. Josef Stalin şöyle der: ‘’Bir insanın ölümü trajiktir, on insanın ölümü dramatiktir, bir milyon insanın ölümü ise sadece bir istatistiktir. ‘’ Onun için sürekli ölüm ve şiddet ortamı  insanlarda olağan bir durum ve ortam yaratır ki en korkuncu bu olur. Çünkü toplum sağlıklı bir şekilde düşünme ve yaşananların nedenini sorgulama yetisini kaybeder. 
Tayyar ÖZBEY-Ağustos 2021

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.