yazarlar Haber Girişi : 30 Mart 2020 23:16

Tarihin piyonu mu olacağız,yoksa tarihin öznesi mi olacağız?

Geçmişte olduğu gibi öznesi olmaya daha yakınız.Yani tarihi biz yapacağız,yapılan olmayacağız ve biz yapacağız.Yapmak için bilgili olmak zorundayız.Başka hiçbir alternatifi yok,okuyacaksınız?

Geçmişte olduğu gibi öznesi olmaya daha yakınız.Yani tarihi biz yapacağız,yapılan olmayacağız ve biz yapacağız.Yapmak için bilgili olmak zorundayız.Başka hiçbir alternatifi yok,okuyacaksınız…

Fransa,Osmanlı imparatorluğu bünyesinde 500 okul açmış,ingiltere178,Amerika426,Almanya140okul açmış;sadece bu dört devletin açtığı okul1244. Kim idare eder bu imparatorluğu? 1878’e kadar hiçbir misyoner okulunda Türk öğrenci,Müslüman öğrenci okutulmamıştır. Kim yönetir bu devleti? Siz gençler okuyacaksınız,okumalısınız…

Burası Türkiye Cumhuriyeti’dir ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları vardır.Bunları etnisitelerine göre ayıramazsınız,demokrasi etnik kitlelere göre olmaz,belli bir gruba tanınacak ayrıcalıklarla da olmaz.Bizim ülkemizde yaşayan Ermenisi’de,Rum’u da,Kürdü de,Türk’ü de hepsi bizim vatandaşımızdır.

Bir kanun çıkarırsınız,o kanun herkesi kapsar,Şu şudur,bu budur diye bir anlayış kabul edilemez.

Demokratik ülkelerde kanun tektir.Demokrasi herkesi eşit gören bir yönetim biçimidir.Ayrıma gittiğiniz takdirde o zaman Batının başaramadığını  biz başarmış oluruz; birbirimize düşeriz.Tam tersini yapmamız lazım,bakın bu coğrafya kritik bir coğrafyadır,elde tutması zor bir coğrafyadır.Düşünün şöyle,Fransa’da kaç devlet kurulmuştur,İtalya’da kaç devlet kurulmuştur,bir de Anadolu’yu düşünün kaç devlet kurulmuştur?

İstanbul’un fethiyle buradaki bilimin Batı’ya gidişiyle Rönesans başlamamış, tam tersine Türk  fikri hayatının Batı dünyasınca tanınmaya başlamasıyla birlikte fikri yapı ve çağ değişmiştir.

Nitekim Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethiyle birlikte Batı dünyasındaki fikri yapı tamamen alt üst olmuş ve insana ve insanlığa değer verme gibi bir düşünce Avrupa’da yerleşmeye başlamıştır.

Çünkü Osmanlı imparatorluğunu kuran zihniyet,devletin kutsallığından çok ,devleti insan için kurmuş olduklarını ortaya koymuştur.

Gerçekten de Türklerin tarihteki devlet felsefesine bakarsanız,Bilege Kaan’dan itibarenTürkler hep ırki düşünmek yerine,insani değerler açısından  bir yaklaşım sergilemişlerdir.Bilge Kağan’ın mesela Yukarı da Mavi gök,aşağıda yağız yer yaratıldıkta,ikisi arasında  kişi oğlu oldu  demek suretiyle insanı ön plana çıkarmıştır. Aynı şeyi Kaşgarlı Mahmut’ta görürsünüz,Selçuklularda görürsünüz,Osman Gazi’de görürsünüz,Şeyh Edebali’nin  Sözünü herkes bilir: ‘’Ey oğul! İnsana değer ver ki ,devlet yücelsin’’, Çünkü her şeyin başın da insan yatar,Medeni olmak ta İnsana bakış açısıyla doğru oarantılıdır.Öyleyse  bin senedir elimizde tutuğumuz gibi günümüzde de kenetlenmek zorundayız bu coğrafyayı elimizde tutabilmek için ,bir birimizle kenetlenmek zorundayız kim ne derse desin,bir birimizi kucaklamak zorundayız,oyuna düşmemek zorundayız,telaşlanmadan,kızmadan sakin olmak zorundayız.Bütün bunların ötesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin öylesine bir gücü vardır ki,dünya bundan dolayı üzerimize geliyor.Bu güç nedir biliyor musunuz? Bu coğrafya her zaman büyük devlet kurmaya gebedir. Burada yaşayan İnsanlar, bu devleti oluşturan insanlar,halkımız,vatandaşlarımız veya milletimiz, adına ne derseniz deyiniz sonuçta Türk milleti olarak,büyük devletler kurma kültürüne sahip bir niteliği bünyesinde  barındırmaktadır.Türkiye Cumhuriyeti son derece zengin bir devlettir ki ne yemekle ne de içeriden yıkmaya çalışmakla bitirilemiyor;dışarıdan yıkmakla çalışmakla yıkılmaz. Her zaman ayaktada kalacaktır;ancak uyanık olmak kaydıyla,okumazsanız ve okuduğunuzu anlamazsanız  o zaman tehlike boyutları artacaktır. Hiç bilinenle bilmeyen bir olurmu? Gerçekten olmaz,bilenler  olursak bizi konuşurlar ,aksi durumda biz bilenleri konuşuruz, bilenler bizi yönetir.

Uğur Akyol