Satılık Kalemler

yazarlar Haber Girişi : 30 Ocak 2020 11:25
Bu işi geçmişte yapan iyiler olduğu kadar, kibirli, gittiği yerde hani derler ya dokuz dönüm yere sığamayan, artist, kendini bi halt sanan çok insan tanıdım.

 

Bu işi geçmişte yapan iyiler olduğu kadar, kibirli, gittiği yerde hani derler ya dokuz dönüm yere sığamayan, artist, kendini bi halt sanan çok insan tanıdım.

Hani kibrine ve yaptığı artistliğe bakan da bu işi layıkıyla yapıyor sanır. Oysa yıllardır yalakalık yapıyor olmasına rağmen, gel gör ki iki kelimeyi toparlayıp 4 satır haberi yazamıyor, yazdığını okuyamıyor. Gittiği her neresiyse beyefendi tavırdan tamamen uzak, girdiği hava nedeniyle, ne söyleyeceğinden ve nasıl davranacağından bihaber saçmalar gitsin. Bi acayip yürüme stilleri. Görsen kendini dünyanın merkezi sanır.

Çünkü bu memlekette gazetecilik yapılmıyor.

Yapılmadığı bir yana sonradan medya adını alan bu işler, basılı gazete-dergiden dijital ortama doğru kaydı.

Hızlı bir şekilde de gidiyor.

İlimizde habercilik olarak günlük gazeteler, uydu televizyon istasyonu, fazlaca radyo, 5-6 tane de ciddi ciddi internet sitesi var…

Ama gazeteci sayısı 100’den fazla.

İlçeler de bizden pek farklı sayılmaz ya…

Eli kalem tutan, bir gazetede ya da internet sitesinde yazan da kendini gazeteci ilan ediyor.

Gazete, televizyon, radyo, internet sitesine reklam toplayan da ‘gazeteciyim’ diyor.

Ukalalık yapmama izin verirseniz; şunu söylemek istiyorum:

Bu memlekette kimse müteahhit olamaz, kimse öğretmen olamaz, kimse hukukçu olamaz, kimse muhasebeci olamaz, kimse kamu-yarı kamu işçisi olamaz…

Amma herkes gazeteci olur.

“Zarf vereni ifade edebiliyorsan ve elin de kalem tutuyorsa ‘oldun’ gazeteci…

Özellikle bayramlarda-seyranlarda, kandil gecelerinde, ulusal günlerde, yılbaşlarında gazeteci yerden biter gibi ortaya çıkar.

Hadi şu konuyu bir haber yap dersen, ‘şimdi işim var’ olur cevabı…

Toplantılarda boy gösterirler, ilgili kurumun ya da kuruluşun gönderdiği mailleri haber olarak yayımlarlar… Ama bir iki satır yazmaktan kendini öte koyarlar.

İşte gazetecilik böyledir.

 

Gün geçtikçe yerelde gazeteciliğin tanımı değiştiriliyor.

Bizim yıllardır bildiğimiz şekliyle ‘haber hür, yorum özgür’ den çıkıp; çanak, çömlek, yağdanlığa dönüşmeye başladı.

Yaşı büyük siyasilerimiz boşa demiyor “Erzurum’da basının değeri 50-100 TL” diye.

Kendini gazeteci sanan müsveddeler 50-100 TL alamadılar mı ‘adamın aleyhine’ başlıyorlar yayına… 50-100 TL aldılar mı da sayfalar dolusu methiyeler dolduruyorlar.

Elbette haberin içerisinde tanıtım olur ve bunun da bir bedeli olur; buna karşı değilim.

Ama “Abi evde tüp bitmiş, çocuğu gönderiyorum bir 50 TL göndersene…” diyerek modern dilencilik yapmanın da bir alemi yoktur.

Boşa dememişler ki “Gâvurun ekmeğini yiyen gâvurun kılıcını çeker” diye. Gerçi müsvedde gazetecilerin kılıcı ne işe yarıyor ki…

Sağa iftira, sola iftira…

Bu olmaz, olmamalı… Gazeteciliğin de bir şerefi vardır.

Güneş balçıkla sıvanmaz.

Şunu da unutmamak gerekir ki; suyun mermeri delmesi gücünden değil sürekliliğindedir.

Basına destek olunmalıdır.

Gazetelere abone olunarak, sitelere reklam verilerek destek sağlanabilir.

Ama gazetecileri ayırtmak lazım;Yani Sapla Samanı ayıralım.

/Meçhul Gölge