Bizim Çapsız

Siz gerçekten o makam için liyakat sahibimisiniz? Yoksa hak etmediğiniz halde getirildiğiniz mevki ve makamınızdan ötürü başı aşağı poposu yukarıda olanlardan mı?
Bilgi, yetenek ve yaratıcılıktan nasibini almamış, dolayısıyla kuru kuruya hırsla, yoluna çıkanları çiğneye çiğneye basamakları çıkmaya çalışan, bir yerlerde tökezleyip yeri öpmeye mahkûm, acınılası kişilerden oluşan…
Ve maalesef an itibariyle konu komşuda, arkadaşta dostta, sosyal ortamda, yönetim bazında, idari kadrolarda, kocaman mevkilerde…
Ne… Neden… Nasıl… Hangi yüzle…
Kimin desteğiyle oralara geldiğini bilmediğimiz insanlardan oluşan koca bir “liyakatsizler” ve "Başları aşağı popoları yukarı kalkmışlar" dünyası var…
Herhangi bir yetenek sahibi olmamasına rağmen, utanmadan bir de aşırı egoları olan bu insanlar her gün biraz daha etrafımızı sarmakta…
Yapmacık tavırları, kimden aldıklarını bilemediğimiz güçleri…
Biz tüm çabalarımızla yaşantımızı sürdürmeye çalışırken, bizi tehdit olarak algılayıp sürklare etmeye çalışan bu insan yavrularının sonu elbette geçici zaferlerdir…
Ha unutmadan söyleyeyim; Bu geçici zaferinizin sonunda insanların yüzüne bakacak yüzünüz, öldüğünüzde de tabutunuzun altına girecek birileri olmayacak...
Çalışmadan çabalamadan bir sıkı hırs, açgözlülük ile istemek kifayetsiz muhterislikten başkaca bir herze değildir.
Eğitimsiz (aile terbiyesinden usta çırak ilişkisine, ordinaryüs profesör düzeyinde akademik eğitimden trafik görgüsüne; her türlüsünü kast ediyorum), mesleksiz insanların gırla gittiği üçüncü dünya ülkelerinde bu çok da normal bir halttır.
Erzurum veya ilçelerinde bu böyle olmuş çok mu?
Aslında bunlar büyük komplekslerin, büyük arızaların, büyük hırsların kurbanı olan insanlardır.
Allameyi cihan olsanız onunla baş edemezsiniz; kurnazlık ve fırsatçılık çok belirgin özellikleridir. Ne yapar eder kendilerine bir “koltuk” bulurlar, oraya çöreklenirler ve kendilerini yetenek, zekâ ve liyakat konusunda cebinden çıkarabilecek kişileri yönetirler, yönetmeye doyamayıp bıktırırlar, usandırırlar ve yıldırırlar.
Aslında "Arlı Arından korkar. Bu Arsızlar Zanneder benden korktu"
Yahu beynamaz adam, Hiç hak etmediğin halde gelmiş olduğun mevki ve makam sadece sana kimlik kazandırmıştır. Kişilik değil.
Kişiliğinin oturmadığını, evrelerini tamamlamadığını herkes biliyor zaten 
Bunlar genelde kendinden zeki, akıllı biriyle dostluk kurup arkadaş olunca onun tüm düşünce yapısını, kapasitesizliğinin el verdiği ölçüde kendisine kopyalayabileceği tüm kırıntıları kopyalar, sonra düşman olur.
Tıpkı bizim Çapsız gibi...
Başı aşağı poposu mevki ve makamından dolayı yukarı kalkmış bu bizim Çapsız, "Kullan At" Kağıt mendil  gibi insanları görüyor. Önce yanındakilerin bilgi, birikim ve donanımlarından faydalanıyor. Sonra "Vur Beline Kazmayı"
Unutma Çapsız, bir gün senin de işe yaramaz, kanı beş para etmez, kendisinden başkasına faydası dokunmayan, sadece kendi aile ve çevresi için kılıktan kılığa giren bir Saksağan olduğunu bu millet sana gösterecek.
İşte o zaman vuracaklar beline kazmayı...
Kendini kanıtlamak için kırk çeşit oyun yapar.
Hatasını kabul etmez, alınganlığı dayanılmazdır. Kendisi zeki ve akıllı olmadığı ve bunu anlamaktan aciz olduğu gibi, kendisinden zeki insana tahammülsüzdür.
Dost olarak yanında olunmaması gerektiği gibi, düşman olarak bile yaklaşılmamalıdır. Uzak durulması tavsiye edilecek kişilerin başında gelir. Dostluğu düşmanlıkla eşdeğerdir.
Zaman zaman hepimize bunlardan bir kaç adet düşer yaşamda…
Bazen de Bizim Çapsız gibi Tüm Şehrin başına bela kesilirler...